Yurt Dışında Eğitim

LYS sonucunu alan öğrencilerin puanına göre 3 hafta içinde tahminler yaparak seçeneklerini ÖSYM’ye bildireceği şu günlerde, hatırı sayılır sayıda öğrenci de her yıl olduğu gibi, yurt dışı alternatiflerini değerlendiriyor.

Hatırı sayılır derken, Türkiye, her yıl değişik sayıda olmakla birlikte ülke dışına öğrenci gönderen dünyadaki 7’inci veya 8’inci ülke. Son yıllarda ekonomik krize karşın gönderdiği öğrenci sayısı artan üç ülkeden biri (Çin, Hindistan ve Türkiye). Öğrencilerimizin çoğu eğitimlerini sürdürmek üzere ABD, Kanada, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya’ya gidiyor.

Bu trend 1980’li yılların sonunda başlayarak ve artarak devam eden bir profil çiziyor. Geçmiş yıllara göre değişen bir veri ise yüksek lisans talebindeki artış.

Öğrencilik hayatında yurt dışına en az bir dönem gitmenin yararları tartışılmaz. Aslında keşke en az bir yıl gidilebilse. Bunun için Türkiye’nin de dahil olduğu Bolonya süreci içinde Türkiye’de veya Bolonya anlaşmasına dahil olan ülkelerdeki üniversitelerde okuyan öğrencilerin yararlanacağı “Erasmus” programları yaratıldı ve birçok öğrenci bunlara katılıyor. Ancak, Türkiye’nin Erasmus sürecinden çok daha fazla yararlanmasını ve her öğrencinin cazip koşullarda, değişik bir kültür içinde bir dönem öğrenim görmesini çok önemsiyorum. Çünkü gençlerimiz sadece değişik bir kültürü anlamakla kalmayacak aynı zamanda gittikleri ülkelerde Türkiye hakkında olumlu izlenimler bırakacak ve bu izlenimler gelecek yıllarda toplumların daha barışçıl ve daha anlayışlı olmasını sağlayacak.

Şimdi gelelim LYS’den umduğunu bulamadığından veya her halükârda, eğitimini yurt dışında devam ettirmek isteyen gençler için, gözlemlere dayalı tavsiyelere (yurt dışında 10 yıl boyunca 10 bine yakın öğrenciye yardımcı olmuş bir kişinin deneyimleriyle):

Türk toplumunun ataerkil değerlerinde var veya genlerine işlemiş ya da sahip çıkılan bir eğilim, (ben de bir erkek çocuğu sahibiyim) erkek çocukların her isteği yerine getiriliyor. Belki bundan ötürü belki de döndüklerinde tekrar sınava girip (veya kayıtlarını dondurarak gittiklerinden) üniversitelere yerleşebildikleri için, erken yaşta yurt dışına gitmiş erkek çocukların tekrar yurda dönüş oranında eskiye göre büyük bir artış var. Kız öğrenciler ise yurt dışında daha uzun süreli kalabiliyor ve daha başarılı oluyor.

Bazı devlet üniversiteleri ve tecrübeli vakıf üniversiteleri, yurt dışı eğitiminde ve “Erasmus” programlarında geçmiş yıllara göre çok yol aldı. Türkiye’de eğitimde bilhassa ön-lisans ve lisans programlarındaki kalite farkı yurt dışındaki bilinen üniversitelere oranla, azaldı. Ayrıca, öğrencilerin çoğunun hayalindeki üniversitelere girmesi eskiden çok zor iken üniversitelerin yaptığı ikili anlaşmalar çerçevesinde çift diploma (hem Türkiye’deki hem de yurt dışındaki üniversiteden) almak artık mümkün. Bir diğer fark da, maliyetin böylece çok düşmüş olması. Yaşam, cep, seyahat masrafları ile yurt dışında eğitim yılda en az 40 bin ABD Doları’na mal oluyor. Türkiye’de bazı üniversiteler ise aynı miktarla öğrencilerini 1 veya 2 yıl okutabiliyor.

Dolayısıyla benim gençlere tavsiyem, Türkiye’de hatırı sayılan bir vakıf veya devlet üniversitesine kayıt olmaları ve bu imkânlardan yararlanmaları. Ancak, yüksek lisans ve doktora programlarında yurt dışında daha sürekli eğitim görmeleri. Zira bizim yüksek lisans programlarımızın kalitesindeki makas açıklığı hâlen yeterince kapanmadı.

Rıfat Sarıcaoğlu/ vatan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.