Türkiyede Kadın Olmak

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (1945), kadın erkek eşitliğini temel insan hakkı olarak tanımlayan ilk uluslararası Sözleşmedir. Bu tarihten sonra BM, kadın erkek eşitliği konusunda stratejiler, standartlar, programlar geliştirmiştir. BM tarafından kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak sürdürülen çabalar dört ayaktan oluşmaktadır. 1. Yasal düzenlemelerin teşvik edilmesi; 2. Kamouyunun aydınlatılması ve uluslarası önlemler alınmasının teşvik edilmesi; 3. Eğitim ve araştırmaların (cinsiyet bazlı istatistiklerin toplanması dahil) teşviki ve

4. En korunmasız grupların doğrudan desteklenmesi.

Bugün BM’nin sürdürdüğü tüm çalışmaların mihenk noktası, toplumları tehdit eden tüm sosyal, ekonomik, siyasi sorunların çözümünün ancak tüm dünya kadınlarının tam katılımı ve onların güçlendirilmesi ile mümkün olacağıdır.

BM 2006 yılını karar verme mekanizmalarında kadın konusuna ayırmıştır. Küresel düzeyde, karar verme mekanizmalarında yer alan kadınların oranı son dönemde artmakla birlikte sadece Parlamentolardaki kadınların oranında önemli artış gözlenmektedir. Bu oran 1975 yılında ortalama olarak yüzde 10.9 iken, 2006’da yüzde 16.3’dür. Parlamentoda bulunan kadın oranın en yüksek olduğu ülke Ruanda’dır (yüzde 48.8) Ruanda’yı İsveç yüzde 45.3 onu da yüzde 37.9’la Norveç izlemektedir. Türkiye’de bu oran sadece yüzde 4,6’dır. Türkiye’de belediye başkanlarının sadece 0.56’ı, belediye meclis üyelerinin yüzde 2,2’si ve il genel meclisi üyelerinin yüzde 1.81’i kadındır.

Türkiye’de özellikle 1990 lı yılardan başlayarak ve son üç yıldır yoğunlaşarak sürdürülen çalışmalarda, eşitliklikçi yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bir çok konuda atılacak pek çok adım bulunmaktadır.

Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün verilerine göre Türkiye’de;

Her üç kadından biri şiddete uğruyor;

15-19 yaşları arasındaki kadınların yüzde 63’ü kendilerine yönelik şiddetin haklı bir nedeni olduğunu düşünüyor;

Kadınların yüzde 19,4’ü okuma yazma bilmiyor;

2003-2004 yılı verilerine göre, yaş grubu içinde kadınların sadece yüzde 12’si üniversiteye devam etmekte,

Üniversite ve diğer yüksek eğitim kurumlarında görev yapan kadın profesorlerin oranı yüzde 26 iken, okutmanların oranı yüzde 56.9;

Kadınların işgücüne katılım oranı sadece yüzde 25.4, kadın işsizlik oranı yüzde 9.7,genç kadın nüfusu içinde işsizlik oranı yüzde 18.8;

Kadınların yüzde 57,2 tarım sektöründe çalışmakta ve bunların yüzde 50’si ücretsiz aile işçisi konumunda bulunmaktadır;

Yılda yaklaşık 2 bin 500 kadın anne olmak isterken yaşamını yitirmektedir.

Veriler: Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü web sayfasından ve BM web sayfasından alınmıştır

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.