Sevgi nedir, sevginin tanımı, çocukta sevgi eğitimi

Sevgi nedir, sevginin tarifi nedir, çocuğa sevgi eğitimi, çocukta sevgi

Sevgi olmasaydı, yaşamak çok güç olurdu. İnsanların birbirlerine gösterdiği sevgi ve yakınlık, güzel duygular olmanın ötesinde, en temel insanlık gereksinimidir.

Sevgiye bazen, sevilen kişiye bağlı olarak başka duygular da eşlik eder. Sözgelimi anne-babalar çocuklarını sevdikleri kadar onlarla gurur da duyarlar; eşlerin aşk ilişkilerinde cinsel çekicilik, sevgi kadar ağırlığı olan bir öğedir.
Hepimiz, dış görünüş ya da başarılarımızdan ötürü değil, yalnızca kendimiz olduğumuz için, olduğumuz gibi sevilmeyi istediğimizden, başkalarından gördüğümüz sevgi, ilgi ve yakınlığın yarattığı güven ve desteğin değeri sonsuzdur.

Sevgi, şefkat ya da ilgi (adı ne olursa olsun) her beraberliğin temel öğeleridir. Bunların dışavurumu ise önemlidir. İster bir baba ve bebeği, ister yaşlı adam ve köpeği, ister genç sevgililer olsun, taraflar duygularını ifade etmek ve paylaşmak isterler.
Bu bize zorluklarla başa çıkma gücü tersliklerle savaşma cesareti ve yaşama enerjisi verir. Sevginin olmadığı bir yaşam bomboş bir varoluştan öteye gidemezdi.

Çocukluğunu sevgi ve güven dolu bir ortamda geçirmiş biri için başkalarına sevgi göstermek, duygularını dışa vurmak, sevgi ile ilgi gereksinimini bilip kabul etmek çok daha kolaydır. Böyle kişiler değişen koşullara uyum gösterip gerekli tepkide bulunmakta zorluk çekmezler, çünkü davranışları doğal ve rahattır.

Küçük bir bebek sevgi dolu bir kucaklamaya, tatlı ses tonuna ve sevecen, yumuşak bir davranışa yanıt verir. Ani, sert hareketler ve yüksek sesler onu korkutur. Ona en çok sevgi ve yakınlık gösteren kişiye, genellikle annesine, günden güne güçlenen bir bağla bağlanır. Bebeğin bu ilgiye olan gereksinimi açıktır: Annesine onu beslediği, giydirip yıkadığı için bağlanmaz, bu işleri bir başkası devraldığında bebeğin duyguları ona aktarılmaz.
Bebek annesine, ona sevgi ve şefkat gösterdiği için bağlanır. Onu kucaklayan, onunla oynayan ve ona gereksindiği duygusal güveni sunan annesidir.
Ne yazık ki bazı anne-babalar bebeklerinin en başından sevgi ve yakın ilgiye gereksinim duyduklarının farkında olmazlar. Böyle bebekler sevgi, ilgi ve şefkat görmediklerinden, nasıl yanıt ya da karşılık verileceğini öğrenemezler. Sonuçta anne-babalar duygularını dışavurmayan soğuk bir çocukla karşı karşıya kalırlar, üstelik bu da onların çocuklarma karşı belirsiz, güvensiz ve soğuk davranmalarına neden olur. Çocuğa sevgi ve yakınlık-gösterip onun ağlamasıyla karşılaştıklarında, çocuklarının bu beklenmedik davranışı onların iyi bir ilişki kurma çabasını sürdürme konu- sundaki cesaretlerini kırar.
Yeterince sevgi, ilgi, yakınlık görmemiş ve yoğun fiziksel temastan yoksun kalmış bir çocuk karşılık vermeyi öğrenmeyeceğinden, bu türden duygularını dışa vurmada güçlük çekecek ve bu yanıyla ileride kendine güveni az birisi olacaktır. Başkalarının kendisine gösterdiği duyguları soğuk bir biçimde karşılayacaktır. Bu onun, kendisine gösterilen ilgiyi umursamaması yüzünden değil, nasıl davranacağını bilememesindendir. Benzer bir karşılık vermesinin, karşısındakinde nasıl bir tepki yaratacağını bilemez: Kabul mu görecek, yoksa terslenecek midir?
Ote yandan çocukluğunda karşılıklı sevgi ve duygu alışverişinde bulunmuş ve bu türden iletişime alışmış birinin kendine güveni tam olacağı için, duygularını ifade etmede fazla zorluk çekmez. En azından karşılaşacağı güçlükler sorun yaratmayacak ölçüde önemsizdir.
Yaşımız ilerledikçe nedense sözcüklere daha fazla önem verme eğilimi gösteririz.İnsanların duygularına ve düşüncelerine ilişkin anlattıklarını cankulağıyla dinler ve bir sonuca varırız. Oysa iletişimin, en az sözler kadar güçlü bir başka yolu daha vardır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.