Geleceğin En Parlak Mesleği

Başta meyve suyu üretimi olmak üzere sanayide kullanılacak meyve bulmak zorlaşıyor. Bunu görün sanayici bizzat meyve bahçesi kurmaya başladı. Özellikle şeftali, vişne, kayısı ve sanayilik portakal dikimi tavsiye ediliyor…

Para dergisinden İdriz Çokal’in haberine göre; Türkiye, meyvecilikte dünyanın en şanslı ülkelerinden biri. Çünkü dört mevsimi de hakkıyla yaşıyor ve hemen her bölgesinde her çeşit meyve üretilebiliyor. Kiraz ve kayısıda dünya birincisi, şeftalide ise en büyük üreticiler arasındayız. Çilekte atağa kalktık ve dünya liderliğini zorluyoruz. Narenciyede de dünyanın önde gelen üreticilerinden biriyiz…

Evet, Türkiye’de meyvecilik her geçen gün gelişiyor. 2000’den bu yana yıllık meyve üretimimiz yüzde 20.7 büyüdü. Tarım Bakanlığı verilerine göre, 2000’lerin başında ortalama 13.5 milyon ton olan yıllık üretim 16.3 milyon tona yükseldi…

Türkiye’de üretilen meyvenin büyük kısmı sofrada tüketiliyor. Yaklaşık 1 milyon tonu ise işlenip meyve suyu haline getiriliyor. 16 milyon ton meyvenin üretildiği Türkiye’de meyve suyu üreticileri bu 1 milyon tonu bile bulmakta zorlanıyor. Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle sanayiye dönük meyve üretimi yok denecek kadar. İkincisi, sanayici çok düşük maliyetle meyve temin etmek istediği için iyi fiyat vermiyor. Bu iki etken bir araya gelince de sıkıntılı bir süreç başlıyor. İthalatla meyve suyu üretmeye çalışılıyor.

İşte tam da bu noktada meyvecilikte yeni bir fırsat doğuyor: Sanayi tipi meyvecilik. Meyve suyu sanayisine dönük bahçe kuranların bu yatırımdan kazançlı çıkacakları görülüyor. Sanayi tipi meyvecilikte ciddi fırsatlar var.

Ancak meyve bahçeciliği öyle dışarıdan göründüğü gibi kolay bir yatırım değil. Yanlış bir adım sonrası vazgeçmenin maliyeti ağır olabiliyor. Nitekim bunun örnekleri geçmişte çok yaşandı. Öncelikle hangi meyveye yatırım yapacağınızı iyi belirlemeniz gerekiyor. Çünkü yatırımın en erken geri dönüşü yani meyve almaya başlamanız 4 yılı buluyor. Bu nedenle doğru fidan, doğru meyve ve uygun ölçekle bu işe girmeniz gerekiyor.

ŞEFTALİ, VİŞNE, KAYISI, ELMA, NAR…
Türkiye’de halen yılda 850 milyon litre meyve suyu tüketiliyor. Meyve suyunda ilk sırayı şeftali alıyor. Onu vişne, kayısı, elma ve nar takip ediyor. İşin uzmanları ve meyve suyu sanayicileri, sanayi için meyve bahçeciliğine girecek yatırımcılara özellikle bu 5 meyveye yatırım yapmalarını öneriyor.

Meyve suyu sektörü 1.4 milyar TL yıllık büyüklüğe ulaştı. Halen 40 bin kişinin çalıştığı sektörde 35 büyük üretici etkin. Yılda 800 milyon litre meyve suyu üretiliyor. Ancak Türkiye’nin kişi başına tüketimi 11 litreyle Avrupa ve ABD’nin çok altında. Bu rakam Avrupa’da 25, ABD’de 35 litre. Kısacası alınacak daha çok uzun yol var.

Meyve suyu üreticilerinin örgütlü olduğu MEYED (Meyve Suyu Endüstrisi Derneği) de meyve tedariki için çalışmalar yürütüyor. Zaman zaman meyve fidancılarıyla bir araya gelip sektör için uygun meyvelerin üretimi konusunda çözüm yolları arıyor. Sanayicilerle meyve bahçeciliği yapan tarafları bir araya getirip, ortak çözümler geliştirmeye çalışıyor.

“İŞLETME MANTIĞIYLA HAREKET EDİN”
MEYED Başkanı Alaaddin Güç, sektörün meyve temininde güçlük çektiğini hatırlatıyor ve meyve bahçeciliğine yatırım yapanların uzun vadede kazançlı çıkacağını vurguluyor:
“Sanayici istikrarlı bir şekilde meyve tedariki sağlamak için çalışmalar yapıyor. Meyvesini kendi yetiştiren meyve suyu üreticileri var. İhtiyacının küçük bir miktarını da olsa kendisi yetiştiriyor. İleride her meyve suyu markasının kendi markaları olacaktır. Ancak tamamını kendilerinin yetiştirmesi mümkün değil. Maliyetleri biraz aşağı çekmek ve meyve temininde istikrarı yakalayabilmek için bahçeler kuracaklardır. Ancak Türkiye’de büyük bahçeler kurmak zor görünüyor. Çünkü tek barça büyük arazi bulunamıyor. Mesela biz firma olarak böyle bir arazi arıyoruz. 3 yıldır arayışlarımız sürüyor ama uygun fiyata arazi bulamadık.

Tarıma dayalı sanayinin en büyük sorunu küçük işletmeler. 5-10 dönümle bu işler olmaz. Küçük bahçeden geçinmek istiyorlar. Ama bu sürdürülebilir değil. En az 50 dönümle bu işlere girilmeli. Küçük parçalı arazilerde modern tarım tekniklerini uygulama şansınız yok. İstihdam gücü yok. Verim düşük oluyor. Üretici de geçinebileceği kadarını yapıyor. Bu da ekonomik üretimi engelliyor. Hazine arazileri bu anlamda kullanılabilmeli. Küçük arazi sahiplerinin kümelenmesi lazım. Bunlar organize edilmeli. Sanayiciyle işbirliği içinde kontrata dayalı sözleşmeli üretimler yapılmalı. Sanayici, bahçe sahibini desteklemeli. Malını satma garantisi ve teknolojik destek vermeli. Şu anda bu söylediklerim kısmen yapılıyor. Ama daha fazla yaygınlaştırılmalı. Tarım Bakanlığı sanayi meyveciliğini teşvik etmeli.”

ŞEFTALİ VE VİŞNE BAHÇESİ KÂRLI
Türkiye’de sanayi tipi meyve bahçeciliği yok denecek kadar az. MEYED Başkanı Alaaddin Güç, bunun meyve sanayicisi için ciddi bir sorun olduğu görüşünde: “Sanayici iki tür meyve temini yapıyor: Sözleşmeli çiftçilik ve aracılar vasıtasıyla. İşin büyük kısmını aracılarla hallediyor. Bu da maliyetleri artırıyor. Bu durumdan bahçe sahibi de sanayici de memnun değil. Kümelenme modeli geliştirilmeli. Bu modelle hem üretici hem sanayici kazanır. Üretici malını satma derdi yaşamaz. Hem sanayiciye hem pazara kolay ulaşır.”

Sanayide en çok kullanılan meyvelerin şeftali, vişne, kayısı, elma ve nar olduğunu hatırlatan Güç, yatırım yapacaklara şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Bu işe yeni gireceklerin toplu hareket etmeleri gerekiyor. Toplu hareket edince modern tarım imkanlarını kullanabilirler. Böylece verimlilik artar. 1.500-2.000 dönüm gibi alanlarda üretim yapmalarını öneriyorum. Ancak önlerindeki 5 yılı finanse edecek mali yapıları olması gerekiyor. Çünkü bahçe en erken 4-5 yılda para kazandırmaya başlar. Meyve bahçecisi, bu işe girerken sanayi için mi sofralık için mi üretim yapacağına karar vermeli. Yanlış fidanlar dikmemeli. Örneğin, narda ciddi hatalar yapıldı. Birçok üretici kafasına göre nar dikti. Dikilen narların çoğu sanayiye uygun değil. Şimdi satmakta zorlanıyorlar. Üretimde sanayiciyle işbirliği olmalı. En zor şeftali bulunuyor. Şeftalinin tüketimi çok. Meyve suyunda en çok şeftali gidiyor. Payı yüzde 30. Bu ürünü bulmak her zaman sorun oluyor. Biz bazen pazara girip topluyoruz. Bu kez de sofralık şeftali fiyatları yükseliyor. Şeftali, vişne, kayısı ve portakal meyve suyunun dörtlüsüdür. Elma ve nar da son dönemlerde ilgi görüyor. Yatırımcılara tavsiyem şeftali, ama sanayiye dönük şeftali türünde meyve bahçeciliği yapmaları…”

DUAYEN MEYVECİDEN TAVSİYELER
Meyve bahçeciliği deyince ilk akla gelen firmalardan biri kuşkusuz Alara Tarım ve Fidancılık. Alara’nın ismi kirazla anılsa da başta kayısı, nar ve elma olmak üzere birçok meyvenin de fidanını yetiştiriyor.

Alara Tarım CEO’su Yavuz Taner, sanayi için meyve yetiştiriciliğinin Türkiye’de çok gelişeceğine inanıyor. Meyve suyu sanayicileriyle zaman zaman bir araya geldiklerini söyleyen Taner, “Sanayiciler yeni bahçe tesislerini desteklemeye çalışıyor. Bazı firmalar vişne, elma, şeftali, kayısı fidanı desteği sağlıyor. Bahçelerin kurulumunda ziraat mühendisi, ziraat teknikeri gönderip teknik destekler veriyorlar” diyor.

Sektörde fidancılığın duayeni olarak görülen Yavuz Taner, yeni bahçe kuracak girişimcilere şu tavsiyelerde bulunuyor:
“Sanayi tipi meyvecilik için plantasyon lazım. Mekanik düzenle hasat yapılabilecek türler dikilmeli. Elle toplayarak sanayiciye mal yetişmez. Ağaçlar terbiye edilmeli, bahçecilik yeniden yapılandırılmalı. Meyve suyu sanayicileriyle zaman zaman bir araya geliyoruz. Şeftaliyi Yunanistan’dan ithal ediyorlar. Sebebi de bizdeki şeftalilerin çekirdek yuvalarının kırmızı olması. Bu da şeftali suyunun rengini değiştiriyor. Halbuki biz şeftali memleketiyiz. Bu sorunu yeni fidanlarla çözüp, sanayicinin istediği tipte şeftali yetiştirmeliyiz. Biz sofralıkta bodur ve yarı bodur ağaçlarla bir çığır açtık. Aynısı sanayi tipi meyvecilikte de yapılmalı. Bu konuda talep çok olmadığı için fazla fidancı yok. Meyve suyu sanayicilerinden bu yönde talep gelirse sanayi için de fidan geliştiririz.

Meyve suyu sanayicisi, üretimde yaygın olarak narenciye ürünleri, şeftali, kayısı, vişne, nar ve elma kullanıyor. Meyve bahçesi yapacaklar bu meyvelere yönelebilir. Ama sanayi için mi sofralık mı üreteceğine karar vermeli. Şu anda yeni bahçeler yine eski düzene göre yapılıyor. Önce kim için üretim yapacağınıza karar verin. Sonra meyveyi satacak yer aramayın. Bahçenin verimli olabilmesi için en az 50 dönüme sahip olmalı. Türkiye’nin daha büyük meyve bahçelerine ihtiyacı var. Bir işletme gibi hareket edip, mutlaka mekanik hasadın yapılması lazım ki maliyetler düşsün. Fidanların dikim düzeni de mekanik hasada uygun yapılmalı. Çünkü sofralık fiyatlarda sanayicinin meyve alması zor görünüyor. Devlet sofralık tip meyveciliği teşvik ediyor. Bildiğim kadarıyla sanayi tipi için özel bir uygulama yok. Ama sanayi tipi damızlık fidanlar ve mekanik hasat makineleri konusunda teşvik verebilirler.”

Sanayicinin de kendi geleceği için meyveciliğe önem vermesi gerektiğini düşünen Yavuz Taner, bu noktada şu eleştirileri yöneltiyor:

“Sanayicinin de bu piyasada bazı hataları var. Meyve sanayicisi fiyat konusunda cimri davranıyor. Aslında meyve sektöründe ilginç bir ilişki yaşanıyor. Bizde meyve suyu sanayicisi, taze tüketilmeye uygun olmayan, şekli bozuk meyveleri toplayıp değerlendiriyor. Meyvelerin tadında sorun yok ama yarası beresi çok. Üreticinin kaliteli üretimi sanayiye uymuyor. Fiyat tutturulamıyor. 80 kuruş toplama maliyeti olan vişneye sanayici 35 kuruş verebiliyor. Peki üretici nasıl kazanacak? Böyle giderse vişne bahçeleri sökülür. Meyve çok ama sanayici fiyat veremediği için mal bulmakta zorlanıyor. Onun verdiği fiyat üreticinin maliyetini kurtarmıyor. Bu noktada da zincir marketler devreye giriyor. Sofralık, bereli, ucuz mala talip oluyorlar. En ucuz ve uygun mal için yarışılıyor. Böylece sanayicinin alabileceği diğer mallar da marketlere gidiyor. Sanayici bedava mal alma gayretinde.”

Aslında meyve suyu sanayicisinin en önemli isteği, sürdürülebilir şekilde kaliteli meyve temin edebilmek. Sanayici de meyve cenneti bir ülkede yurtdışından ithalat yapmak zorunda kalmaktan memnun değil.

Meysu, Türkiye’nin köklü ve önemli meyve suyu markalarından biri. Kayseri merkezli şirketin sahibi Bekir Güldüoğlu, “Şimdilik kendi bahçemiz yok. Ama ileride kuracağız. Şu anda meyve temin ettiğimiz bahçelere destekler veriyoruz. Kayseri ve civarında fidan dağıtımı yapıyoruz” diyor. Türkiye’de sanayiye dönük özel meyve üretiminin çok az olduğunu düşünen Güldüoğlu’nun tespit ve değerlendirmeleri şöyle:

“Biz Türkiye’nin her yerinden meyve alıyoruz. Bunlar sofralık tüketime fazla uygun olmayan, tadı değil ama şekli bozuk meyveler. Bunları değerlendiriyoruz. Oysa pu pek çok ülkede sadece meyve suyu için meyveler üretilir. Türkiye’de henüz meyve suyu için meyve yetiştirilmiyor. Bu konuda bize de görevler düşüyor. En azından örnek bahçeler yapmamız lazım ki çiftçiyi, köylüyü yönlendirebilelim. Yeni havzaların meyve fidancılığına tahsis edilmesi gerekir. Büyük bir meyve ihtiyacı var. Her geçen gün tüketim artıyor, ihracat artıyor. Meyve suyu fidancılığı geliştirilmezse, yüksek hammadde fiyatları yüzünden konsantre meyve suyu pazarı kaybedilebilir. Meyve suyuna uygun meyve fidancılığın desteklenmesi, meyve suyu konsantresindeki teşviklerin artırılması gerekiyor. Meyvecilikte bir süre sonra sözleşmeli sisteme geçeceğiz.

Meyve suyunda şeftali bir numara. Şeftali sofrada da çok tüketilen bir ürün. Ürün bulmakta zorlanıyorz. Bazen ithalat yaptığımız oluyor. Şeftali Türkiye’nin meyvesi. Her bölgede yetişebiliyor. Ben sanayici olarak şeftali, kayısı ve vişne bahçesi kuranların kazançlı çıkacağını düşünüyorum.”

SÖZLEŞMELİ ÇİFTÇİ ARIYOR
Meyve suyu sektörünün önemli markalarından Ersu da meyve bahçeciliğine özel önem veriyor. Hisseleri İMKB’de işlem gören Ersu’nun, tesislerinin bulunduğu Afyon, Konya, Antalya ve Niğde’de meyve bahçeleri mevcut. 130 milyon dolar ciroya sahip olan şirket, yıllık 200 bin ton meyve işleme ve 70 milyon litre meyve suyu üretme kapasitesine sahip. Ersu ağırlıklı olarak vişne, kayısı, şeftali, portakal, elma, armut, ayva, havuç ve üzüm suyu üretiyor.

Ersu Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Ali Akman, meyve ihtiyacını kendi bahçelerinin yanı sıra Türkiye’nin her yerinden aracılar vasıtasıyla temin ettiklerini söylüyor. Akman’ın meyve bahçeciliğiyle ilgili görüş ve önerileri şu şekilde:
“Kendi bahçelerimizde örnek tarım, örnek meyvecilik yapıyoruz. Amacımız bu yolla çiftçiyi teşvik etmek. Ar-Ge merkezimizle çiftçilere destek oluyoruz. Bahçelerimizde elma, armut, vişne, kayısı ve şeftali üretiyoruz. Toplam tonaj içinde küçük rakamlar olabilir. Ama bulundukları yörede önemli bir rol üstlendiklerini düşünüyoruz. Meyveleri ağırlıklı olarak 900 sözleşmeli çiftçimizden temin ediyoruz. Sözleşmeli tarımla ilgili Tarım Bakanlığı’nın desteğine ihtiyaç var. Ülke ekonomisine katkısı olacak bir sistem kadük kalıyor. Tarım Bakanlığı, üreticiye gübre, mazot, vergi avantajları sağlayarak maliyetlerini aşağıya çekebilir. Sözleşmeli meyvecilik yaygınlaşırsa sanayiye özel meyve üretimi de gelişir. Yeni sözleşmeli çiftçiler arıyoruz. Sözleşmeli meyve üreticiliği yapmak isteyenler Konya Ereğli’deki tesislerimizden bilgi alabilir.”

Ali Akman, hemen her meyvenin temininde güçlük çektiklerini vurguluyor. Kayısı ve elma konsantresini Çin ve Yunanistan’dan ithal etmeyi planladıklarını söyleyen Ali Akman, “Bu yıl Türkiye’de yeni bir yatırım düşünmüyoruz. Çin’de meyve suyu tesisimiz var. Yurtdışında yeni fırsatlar kolluyoruz. Rahat meyve bulabileceğimiz ülkeleri araştırıyoruz” diyor.

Meyve suyunun önemli oyuncularından biri de hiç kuşkusuz Bursa merkezli Aroma. Bursa nedeniyle markanın özellikle şeftali suyunda öne çıktığı görülüyor. Günlük 700 bin litre meyve suyu üretme kapasitesi olan Aroma; şeftali, kayısı, vişne, nar, ananas, portakal, elma, domates ve karışık kokteyl üretiyor. Aroma Genel Müdürü Mahmut Duruk, üretimde kullandıkları meyvenin yüzde 95’ini yurtiçinden temin ettiklerini söylüyor. Aroma’nın kendi bahçesi yok. Ancak geçmişte üreticilere 300 bin adet fidan hibe ederek meyveciliğe önemli bir destek sağlamış. Sözleşmeli çiftçi sistemiyle çalışmadıklarını söyleyen Duruk, “Sanayi için meyve üretimi giderek artacaktır. Bu alanda fırsat var. Tarım Bakanlığı da meyveciliğe destek veriyor. Yeni yatırım yapacaklar için sanayi tipi meyvecilikte fırsatlar olacaktır” diyor.

DİMES, 2 MİLYON FİDAN DAĞITTI
Tokat merkezli Dimes de meyvecilikle ilgili önemli projeler geliştiriyor. Şirketin kendi bahçeleri de mevcut. Fakat ihtiyacı olan meyveyi ağırlıklı olarak yöre halkından sağlıyor. Dimes, bölgedeki meyveciliği destek olabilmek için son 10 yılda 2 milyon adet fidan dağıtmış. Halen de her yıl 200 bin adet fidan dağıtmayı sürdürüyor. Dimes Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Diren, büyük bir arazi bulmaları halinde meyveciliğe bizzat yatırım yapacaklarını söylüyor. Diren, dağıttıkları fidanların gelişiminde de çiftçiye yardımcı olduklarını vurguluyor.

Meyve bahçesi kuracak firmalardan biri de Tamek… Bu konuda ciddi hazırlıklar yapan şirket, Bursa’da şeftali bahçesi kuracak. Sırada organik elma bahçesi var. Toplamda en az 2 bin dönümlük bir bahçe hedefleniyor.

Adana’da faaliyet gösteren Sunar Grup ise daha çok mısırda söz sahibi. Grup bünyesindeki Sunar NÇS Taze Meyve Gıda Tarım; şeftali, nektarin, Japon eriği, erkenci elma ve nar üretiyor. Adana ve Osmaniye’de meyve bahçeleri bulunan Sunar Grup’un Direktörü Mevlüt Nacar, sadece sofralık tip üretim yaptıklarını, ancak sanayi tipi meyveciliğin Türkiye’de gelişime açık olduğunu söylüyor. Talep gelmesi halinde sanayi tipi üretimi de düşünebileceklerini söyleyen Nacar, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Meyvecilik yapmak isteyenlere, bulundukları yörenin iklimine bağlı olarak sanayi tipi meyve üretimini tavsiye edebilirim. Sanayilik meyveler vişne, beyaz kiraz, nar, kayısı, şeftali, nektarin, sanayilik narenciye, elma, üzüm şeklinde olabilir. Ancak öncelikle meyve suyu fabrikalarıyla görüşüp hangi türlerin alımını yaptıklarını saptamaları gerekir. Çünkü sanayi tipi meyvelerde muhakkak birtakım özellikler aranıyor. Örneğin şeker oranı (brix), asitliği, kuru madde oranı gibi… Özellikle yeni nesil melez çeşitlerin bulunması zor. Hem sofralık hem de sanayilik çeşitleri birlikte üretmek, riski azaltmak ve getiriyi artırmak açısından avantajlı olabilir.”

Özilhan, Türkiye’nin en büyük meyvecisi olacak
Meyvecilik son dönemlerde büyük sanayicilerin de ilgi alanına girdi. Önde gelen işadamları, geniş arazilere ciddi yatırımlar yapıyor. İzmir, Manisa, Denizli, Karaman, Niğde, Isparta, Adana, Mersin, Tokat, Çanakkale, Bursa, Şanlıurfa gibi illerde 100 dekar ve üzerinde modern meyve bahçeleri kuruluyor.

Bu alandaki en büyük yatırımlardan birini; Anadolu Grubu, Özgörkey Grubu ve Brezilyalı narenciye devi Sucocitrico Cutrale’nin ortaklaşa kurduğu Anadolu Etap yapıyor. Anadolu Etap, Coca-Cola’nın meyve suyu markası Capy için meyve bahçeleri kuruyor. Şirket, 500 milyon dolarlık yatırımla 100 bin dönümlük meyve plantasyonu kuracak. Bu plantasyon özellikle GAP, Akdeniz ve Ege havzasına yayılacak. Bunun Türkiye’nin ve bölgenin en büyük ve en uzun soluklu bir proje olması amaçlanıyor. Deneme üretimi 2 bin 500 dönümle başladı. İlk etapta 15 bin dönüme ulaşılacak ve sonrasında 100 bin dönüme kadar çıkacak. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, söz konusu projeyle ilgili dergimize şu bilgileri veriyor:

“Brezilyalı ortağımız, dünyanın en büyük portakal suyu üreticilerinden. 30 milyon civarında ağaçtan oluşan devasa portakal plantasyonları var. Portakal suyu ve konsantresinde önemli bir şirket. Bu işte çok büyük tecrübe sahibi. Bizzat gidip Florida’daki tesislerini gördüm. Bu işte Özgörkey ailesiyle birlikte ortaklığımız var. Mersin’de eskiden Özgörkey ailesinin olan bir konsantre tesisimiz var. Şimdi bu tesise Anadolu Etap adı altında üçte bir oranında ortak olduk ve portakal, limon konsantresi üretimine başladık. Balıkesir’de de bir konsantre tesisi vardı ve bir kısmını kiraladık. 10 milyon dolarlık yatırımla kapasitesini büyüttük. Orada şimdi şeftali toplayıp suyunu sıkıyoruz. Konsantre yapıyoruz. Aynısını daha farklı ürünlerle Mersin’de de yapıyoruz.

Biz bunları anlattıkça herkes meyve ağacı dikmeye başladı. Dünyada meyve suyu tüketimi artıyor. Nitekim bunu gören Coca-Cola da önümüzdeki 10-15 yılda meyve ihtiyacı artacak diye bu tip ortaklıklarla plantasyon kuruyor. Bunlardan biri de biziz. Şeftali, kayısı, vişne ve kiraz üreteceğiz. Büyük bir plantasyon kuracağız. 10 yıl içinde 500 milyon dolarlık yatırımla 10 milyon ağaç dikeceğiz. Ürettiğimiz konsantreyi Coca-Cola’ya satacağız. 17 yıllık bir proje bu. Finansman kısmı tamam. Şu anda hangi tip şeftaliyi, vişneyi dikeceğiz onu araştırıyoruz. Sadece konsantre meyve suyu değil sofralık tüketim için de meyve üreteceğiz. Çünkü o tip ürünler daha pahalı. Yüzde 70’ini Coca-Cola’ya vereceğiz.

Ağaçları Güneydoğu, Doğu Anadolu, Adana, Mersin civarında dikeceğiz. Bu bölgelerde bir miktar arazi kiraladık. 90 bine yakın fidan ithal ettik. Toprakların tahlilini yapıyoruz. Bütün amacımız meyve üretimini tüm yıla yayabilmek.”

Meyve bahçesi kurmanın maliyeti
Aslında meyve bahçesi kurmanın maliyeti oldukça makul seviyelerde. Son dönemlerde iki tip ağaç tavsiye ediliyor: Klasik anaç ya da bodur…

1 dönümlük bir araziye klasik anaç olarak, meyvenin türüne göre 20 fidan dikilebiliyor. Klasik anaç fidanlarının tanesi ortalama 5 TL. Bu durumda dönüm başına fidan maliyeti 100 TL oluyor.

Bodur ağaçlarda ise durum biraz daha farklı. Bir dönüm araziye 60 ağaç dikebiliyorsunuz. Bodur fidan fiyatı ise 15 TL. Yani yaklaşık 900 TL fidan maliyeti karşımıza çıkıyor. Bu maliyetlerin üzerine tarla, sulama, budama ve en az 4 yıllık ürün yetişme sürecini de eklemek gerekiyor.

Uzmanlar, daha çabuk büyüyen ve çok meyve veren bodur ağaçları tavsiye ediyor. Görünüşte pahalı olsa da bodur ağaçların daha verimli olduğu vurgulanıyor. Fidanlar, genelde sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda ağaçlara su yürümesine kadar geçen devrede dikiliyor.

Kısacası, 1 dönümlük arazi için en azından 1.000 TL’lik maliyet söz konusu. Tabii bu işin ekonomik ölçeklerde olabilmesi için uzmanlar en az 50 dönüm arazi tavsiye ediyor. Aksi halde para kazanmanın zor olduğu belirtiliyor. Sanayicilerse 1.000 dönüm ve üzeri ölçeklerde üretim yapılmasını arzu ediyor.

Tarım Bakanlığı’nın meyvecilik destekleri
* Sertifikalı fidan desteği: AB içindeki rekabet gücünü artırmak ve modern bahçeler tesis etmek amacıyla, yurtiçinde üretilip sertifikalandırılan fidanlarla bahçe tesis eden üreticilere dekar başına olmak üzere uygulanan destekleme çalışmalarına ilk defa 2005 yılında başladı. Dekar başına 150-300 TL arasında destek veriliyor.

* Mazot desteği: 2003 yılından itibaren üreticilere dekar başına mazot desteği yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlı üreticilere 2.93, bu yıl ise 3.25 TL/dekar mazot destekleme ödemesi yapıldı.

* Gübre desteği: Çiftçilere kimyevi gübre desteklemesi, ürün grupları üzerinden yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye kayıtlı üreticilere 3.83, bu yıl ise 4.25 TL/dekar kimyevi gübre destekleme ödemesi yapıldı.

* Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteklemeleri: 2005’te doğrudan gelir desteğine (DGD) ek olarak, organik tarım üreticilerine dekar başına 3 TL ek destek verildi. Bu yıl da organik tarım uygulamaları yapan çiftçilere 20, iyi tarım uygulamaları yapanlar ise 15 TL/dekar ödeme yapılacak.

* İndirimli faizli kredi destekleri (yüzde 25-100 faiz indirimi): Kırsal kalkınma yatırım destekleri yüzde 50 hibe olarak veriliyor. İşleme, paketleme, ambalajlama, soğuk hava depoları, soğuk taşımacılık gibi yatırımlarda kullanılabiliyor.

* Sigorta desteği: Tarım üreticilerinin poliçe bedelinin yüzde 50’si bakanlık tarafından karşılanıyor.

KAYNAK : MYNET.COM

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.