En Çok Kazandıran Fonlar

Mevduat faizlerindeki düşüş yatırım fonlarına ilgiyi artırıyor. Fonların portföy büyüklüğü 30 milyar lirayı aştı. Mevduatın yüzde 3 net getiri verdiği bu yılın ilk altı ayında 20 fon, yatırımcısına yüzde 15’in üzerine getiri sağladı…

Para dergisinden Barış Bekar’ın haberine göre, yatırım fonlarına ilginin her geçen gün arttığı gözleniyor. 2006 sonu itibariyle 16 milyar TL büyüklüğü olan bu pazar, 2009 sonunda 29.1 milyar, Haziran 2010 sonu itibariyle de 30.3 milyar TL’ye ulaştı. Rakamların da teyit ettiği bu büyümenin en önemli nedeni, kuşkusuz içinde bulunduğumuz konjonktür. Enflasyon ve faizlerdeki düşüşle birlikte yatırımcıların tatminkar getiri elde etmeleri zorlaşıyor. Bu da yatırımcıları yeni enstrüman arayışına itiyor. İşte bu arayışa en iyi cevabı da yatırım fonları veriyor.

Yatırım fonlarının profesyoneller tarafından yönetilmesi, yatırımcının almak istediği riske göre farklı ürünlerin olması, anapara korumalı ve garantili fonların giderek çoğalması yatırımcıların bu enstrümanı tercih etmelerine neden oluyor.
Günümüzde mevduat getirilerinin giderek azalması, dövizin yatırım aracı olmaktan çıkması, altın fiyatlarındaki anlık hareketler de yatırımcıları fonlara yönelten diğer etkenler. Yatırım fonlarının getirilerinin risklerine göre oldukça iyi olması da bu enstrümanı yatırımcıların gözünde daha da cazip kılıyor. Global krizle birlikte daha az risk almak isteyen ama hisse senedi, altın gibi yatırım araçlarının getirilerinden de yararlanmak isteyen yatırımcıların fonları giderek daha fazla tercih ettiği, bu ilginin bundan sonra da artarak süreceği düşünülüyor.

6 AYDA YÜZDE 23 GETİRİ
Belirttiğimiz gibi yatırım fonlarının getirileri de yatırımcılarını oldukça memnun ediyor. Mevduat getirilerinin yılın ilk altı aylık döneminde net yüzde 3 (ortalama) civarında olduğu bir dönemde bazı fon getirilerinin yüzde 20’nin üzerine çıktığı görüldü. Bu yılın ilk altı ayında 20 adet yatırım fonu, yüzde 15’in üzerinde getiri sağladı. Tablodan da görüleceği gibi, hemen her kurumun yüksek risk alan bazı fonlarının getirileri oldukça yüksek…

2010 yılının ilk altı ayında en çok kazandıranlarsa, altın fiyatlarındaki hızlı yükselişe paralel olarak B tipi altın fonları oldu. Bu dönemde B tipi altın fonları yatırımcılarına yüzde 17 civarında getiri sağladı. Altın fonlarının dışında hisse senetleri piyasasındaki artışa paralel olarak A tipi fonların getirileri, B tipi fonlara kıyasla daha yüksek oldu. Bu dönemde A tipi değişken fonların getirilerinin ortalama yüzde 5’lerde kaldığını hatırlatan İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı Cenk Aksoy, “Buna karşılık İş Bankası A tipi Ulusal Mali Endeks Fonu’nun getirisi ise yüzde 6 oldu” diyor.

İLGİ DAHA DA ARTACAK
Global krizin finansal piyasalar üzerinde yarattığı etkilerin ön plana çıktığı önümüzdeki günlerde de yatırım fonlarına ilginin artması bekleniyor.

Riskin dağıtılması yönünde sağladığı avantajlar sayesinde bu ürünlerin daha çok tercih edileceğini öngören Cenk Aksoy, gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi Merkez Bankası tarafından izlenen düşük faiz politikasının da bu süreci desteklediği kanısında.

Farklı finansal varlıklara yatırım yapan birçok yatırım fonunun kurulmaya devam ettiğini hatırlatan Aksoy’un değerlendirmesi şöyle: “Korumalı ve garantili fonlar, altın fonları, serbest fonlar, fon sepeti gibi yeni kurulan fonlar da yatırımcıların ilgisini çekiyor. Sabit getirili menkul kıymet faiz oranlarının gerilemesi sebebiyle yatırımcıların daha yüksek getiri potansiyeline sahip, hisse senedi içeren yatırım fonlarına ilgisinin artmasını öngörüyoruz.”

TEB Portföy Genel Müdürü Ömer Yenidoğan da özellikle düşük enflasyon ve faiz ortamının devam etmesi durumunda yatırım fonlarına ilginin artarak devam edeceğini düşünüyor. Yatırım fonları sektörünün büyümeye açık olduğunu ifade eden Yenidoğan, yıllar geçtikçe hem fon çeşitliliğinin hem de kurulan fon sayısının artığına dikkat çekiyor. Son dönemde popülerliği giderek yükselen anapara korumalı fonları buna iyi bir örnek olarak gösteren Yenidoğan, “İlerleyen dönemlerde hem anapara korumalı fonların hem de yeni yeni kurulmaya başlayan serbest fonların sayısının artmasını bekliyoruz” diyor.

FONLAR YİNE KAZANDIRACAK
Fortis Portföy Genel Müdürü Alp Keler de önümüzdeki dönemde fonlara ilginin artacağını düşünenlerden.

Faizlerin düşüş trendine girmesiyle yatırımcıların farklı alternatiflere yöneleceğini düşünen Keler, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Korumalı fonlar özellikle anapara koruması sağlarken aynı zamanda getiri potansiyelini çok yukarda tutuyor. Bu nedenle bu fonlara paranın tamamını değil ama belli bir miktarını yatırmakta fayda var. Bunun dışında A tipi fonlara ilginin de belli bir miktar artacağını öngörüyorum. Zaten A tipi fonlar, bu yılın ilk altı ayında en fazla kazandıranlar oldu. Ancak yatırımcıların bir sepet mantığıyla değişik fonlara yatırım yapmasını daha doğru buluyorum.”

Alp Keler, önümüzdeki dönemde özellikle farklı yatırım imkanları sunan korumalı-garantili fonlar gibi ürünlere yatırımların artacağını tahmin ediyor. Ardından da yatırımcılara şu uyarılarda bulunuyor:
“Yatırım fonlarına yatırım yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, fonun alınacak riske göre seçilmesidir. Bunun dışında, ne kadar sürede ne kadar getiri beklentisi olduğu ve kısa vadede para ihtiyaç duyulup duyulmayacağı da yatırımı etkileyecek faktörler arasında. Yatırımcının bütün bunları değerlendirip kararını öyle vermesi gerekiyor.”

KESİNTİLER SINIRLANDI
Yatırım fonları için en büyük gider, yönetim kesintileri.

İşte Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), bu gidere sınırlama getiriyor. SPK, yatırım fonlarının yönetim gider kesintilerini yüzde 3.65’le sınırlandıracak. Uzmanlar, bu durumun yatırım fonlarında ekstra bir getiri fırsatı sunacağını vurguluyor. Bazı fonlarda ekstra getiri oranı yüzde 3’leri bulabilecek. Uzmanlara göre, önümüzdeki dönemde bu uygulama da yatırım fonlarının tercih edilmesinde etkili olacak.

Hatırlanacağı gibi, geçen hafta “Fon yatırımcısına müjde” başlıklı haberimizde konuya ilişkin detaylı bilgiler yer almıştı…

FONLARIN AVANTAJLARI
Bu beklentiler ve piyasa koşulları nedeniyle giderek daha cazip bir yatırım aracı olması beklenen yatırım fonlarının başka avantajları da var. Birikimlerini değerlendirmek isteyen ancak zaman açısından piyasaları takip etmekte zorlanan, ilgili enstrümanlar hakkında yeterli bilgisi olmayan yatırımcılar için de son derece cazip. Yatırım fonlarının tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri de yaşamlarını sadece bu işten kazanan fon yöneticileri tarafından yönetilmeleri. Ayrıca vade olmadığından likidite avantajı sağlıyorlar.

En önemli avantajlarından biri de mevduatta yüzde 15 olarak uygulanan stopaj oranının yatırım fonlarında yüzde 10 olması. Yani vergi avantajı da söz konusu.

Öte yandan, yatırım seçeneklerinin giderek artması, en uygun yatırım türünün seçimini zorlaştırıyor. Malum, yeni çıkarılan ürünler eskilere oranla daha fazla bilgi ve tecrübe istiyor. İşte profesyonel yöneticilerin yönetimindeki yatırım fonları, yatırımcıları bu zorluklardan kurtaran en uygun yatırım aracı olarak öne çıkıyor. Piyasalarda bireysel olarak sağlıklı seçim ve uygun zamanlama yapabilmek kolay değil. Gerekli bilgi donanımına ve araştırma desteğine sahip uzman yöneticiler, yatırım fonlarıyla piyasalardaki fırsatları yatırımcıları adına kazanca dönüştürüyor. Portföy çeşitlendirmesiyle riskin dağıtılması, zaman ve para tasarrufu, her yatırımcıya uygun risk-getiri dengesi, fonları ön plana çıkaran diğer özellikler… Ayrıca küçük miktarlarla alınıp satılabilmesi ve küçük tasarruflara büyük kazanç potansiyeline sahip menkul kıymetlere yatırım yapabilme fırsatı sunması da önemli.

RİSKİ DAĞITIYOR
Yatırım fonları, riski dağıtmak açısından da ön plana çıkıyor. Riski, farklı sermaye piyasası araçlarına dağıtarak profesyonel yönetim ilkelerine bağlı olarak yatırım yapma imkanı sağlıyor. Yatırımcılar, kendi risk ve getiri beklentileri dahilinde doğru vadedeki yatırım fonlarını tercih ederek finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalardan yararlanabiliyor.

Düşük faiz ortamında, ekonomik aktivitede yaşan toparlanmaya bağlı olarak, hisse senedi yatırımının dahil olduğu yatırım fonları, uzun vadede yüksek getiri potansiyeli sağlayabiliyor.

Uzmanlar, yatırımcılara, taşıyabilecekleri riske göre, vade ve getiri beklentilerini dikkate alarak kendilerine uygun yatırım fonlarını tercih etmelerini öneriyor. İnternet ortamında kamuya açıklanan yatırım fonlarının içtüzük ve izahnamelerine ek olarak sürekli bilgilendirme formlarının olması, yatırımcılara bu konuda detaylı bilgi veriyor. Yatırımcılar, finansal piyasalara yönelik beklentileri dahilinde vermiş oldukları yatırım kararlarına en uygun yapıdaki fonları seçebiliyor.

Ayrıca yatırım fonları, son derece şeffaf bir ürün olarak her gün sonunda portföyünün sahip olduğu net aktif değer üzerinden fiyat açıklıyor. Bu fiyatlar kurucu şirketlerin internet sitelerinde, aynı zamanda gazetelerde yayınlanıyor. Bu da yatırımcılar açısından yatırımlarının o anki değeri konusunda takip kolaylığı sağlıyor. Yatırım fonları; tahvil ve bono piyasaları, eurobond piyasaları ve uluslararası piyasalar gibi normalde küçük meblağlarla girilmesi uygun olmayan alanlara yatırım yapabiliyor. Bu da yatırımcılara küçük tasarruflarıyla bu tarz yatırımları yapabilme imkanı sağlıyor. Buna ek olarak, alım-satım farkı olmadan, açıklanan pay değerleri üzerinden fon alma/bozdurma işlemlerini rahatlıkla yapabiliyorlar. Böylece likidite sıkıntısı yaşamıyorlar.

Yatırım fonlarının avantajları
- Profesyonel yönetim: Yatırım fonları, sürekli olarak piyasaları izleyen uzman profesyonel yöneticiler tarafından, riskin minimum getirinin maksimum olması ilkesiyle yönetilir. Yatırım araçlarının rüçhan hakları, temettüleri ve vade takipleri profesyonel yöneticiler tarafından yapılır.

- Risk dağılımı: Yatırım fonları; hazine bonosu, devlet tahvili, hisse senedi, repo gibi çeşitli yatırım araçlarından oluşur. Böylece yatırımcı, tek bir yatırım aracının yaratacağı riskten korunmuş olur.

- Çeşitlilik: Tasarruf sahipleri, kendi yatırım tercihleri ve risk profiline göre farklı kompozisyonlardan oluşturulmuş çeşitli fonlara yatırım yapabilir.

- Nakde çevirebilme: Yatırım fonları, işlemiş getirisiyle birlikte kolayca ve hızlı bir şekilde nakde çevrilebilir.

- Büyük ölçekli yatırım avantajı: Bir yatırım fonu alarak, paranızı büyük ölçekli yatırımcı profiline göre değerlendirmiş olursunuz. Bu şekilde küçük tasarruf sahipleri de tıpkı büyük yatırımcıların sahip olduğu yatırım avantajlarını elde edebilir.

Cenk AKSOY / İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı
“Fon büyüklüğü 30 milyar TL’yi aştı”
Seçeneklerin artmasıyla birlikte en uygun yatırım türünü seçmek giderek zorlaşıyor. Seçim yapmak için artık daha fazla bilgi birikimi ve tecrübe gerekiyor. Profesyonellerin yönetimindeki yatırım fonları, işte bu birikim ve tecrübe ihtiyacını karşılıyor. Bu arada korumalı ve garantili, altın, serbest, fon sepeti gibi farklı finansal varlıklara yatırım yapan birçok yatırım fonu kuruluyor. Bu fonlar da yatırımcıların ilgisini giderek daha fazla çekiyor. Sabit getirili menkul kıymet faiz oranlarının gerilemesi sebebiyle yatırımcıların daha yüksek getiri potansiyeline sahip, hisse senedi içeren yatırım fonlarına ilgisinin artması bekleniyor.
Fon kategorileri olarak bakıldığında, serbest ve anapara korumalı fonlarda 60 bin civarında tasarruf sahibi bulunuyor. Yatırım fonları pazarı, Haziran 2010 sonu itibariyle 30.3 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam 2008 sonunda 25 milyar, 2007 sonunda 22 milyar, 2006 sonunda ise 16 milyar TL’ydi.
Faizlerin geldiği seviye düşünüldüğünde, bundan sonraki dönemde anapara korumalı ve garantili, serbest, hisse, emtia ve yurtdışı piyasalara yatırım yapan fonlarla enstrümanların daha da çeşitlenmesi beklenebilir.

H. Bülent İMRE / Yapı Kredi Portföy Genel Müdür Yardımcısı
“Esnek stratejiyle yönetilen fonlar avantajlı”
Yatırımcılar, kısa vadeli ve düşük risk potansiyeline sahip yatırım araçlarından daha uzun vadeli ve yüksek risk potansiyeli taşıyanlara kayıyor. Yatırım fonlarının bilinirliği arttıkça yatırımcıların ilgisi de artıyor. Profesyoneller tarafından yönetilen fonların, yatırımcıların önümüzdeki dönemde daha çok ilgisini çekeceğini düşünüyoruz. Bunun nedeni ise düşük faiz ortamında getiri elde etmenin zorluğu.

Öte yandan, yılın ilk altı ayında yurtdışında yaşanan gelişmelerin piyasalarda yarattığı dalgalanma, riskin devam ettiğini ve henüz krizden tamamen çıkılmadığını gösterdi. Bu dalgalanma döneminde yatırımcıların güvenli liman olarak gördükleri altına yatırım yapması, altın fiyatlarında ciddi yükselişlere neden oldu. Bu nedenle yılın ilk altı ayında “altın fonları” tatminkar getiri sağladı. Düşük faiz ortamı, yatırımcıların alışık olduğu faiz gelirlerinin düşmesine ve yeni ürün arayışına neden oldu.

Önümüzdeki dönemde yatırımcıların, esnek stratejiyle yönetilen fonlara yöneleceğini söyleyebiliriz. Böylece yatırımcılar, borsanın veya diğer riskli enstrümanların yükselişinden yararlanabilecek. Yatırımcıyı korumak amacıyla oluşturulan anapara garantili ve koruma amaçlı ile portföylerinde hisse senedi, döviz, altın olan ve bu ürünleri kullanabilen fonlara ilgi önümüzdeki dönemde de devam edecektir.

Ömer YENİDOĞAN / TEB Portföy Yönetimi Genel Müdürü
“Altın fonları kazandırdı”
Yılın başından itibaren altın fiyatlarında yaşanan yükseliş, ilk altı ayda en çok altın fonu yatırımcılarını sevindirdi. Aynı şekilde, borsadaki yükselişle birlikte portföyünde hisse senedi ağırlığı görece daha fazla olan fonlar da ön plana çıktı. Düşük enflasyon ve düşük faiz ortamının devam etmesi durumunda, yatırım fonlarına ilginin artarak sürmesini bekliyoruz.

Yatırım fonları, büyümeye açık bir sektör. Çünkü yıllar geçtikçe hem fon çeşitliliği hem de kurulan fon sayısı artıyor. Son dönemde popülerliği giderek daha da yükselen anapara korumalı fonlar buna iyi bir örnek. İlerleyen dönemlerde hem anapara korumalıların hem de yeni yeni kurulmaya başlayan serbest fonların sayısının artacağını düşünüyoruz. Artık tek bir yatırım enstrümanından maksimum getiri elde etme imkanı oldukça düşük. Bu sebeple portföyleri çeşitlendirmek, optimum getiriye ulaşabilmek için en doğru yol olacak.

Anapara korumalı fonlar, sundukları farklı yatırım temalarıyla yatırımcılar açısından cazip ürünler oldu. Yatırımcılar bu fonlarla (vadeye kadar beklediklerinde) hem anaparalarını koruyor hem de fonun içeriğine ve stratejisine göre getiri sağlıyorlar. Henüz bu piyasanın yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturan hisse ağırlıklı fonlara ve Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin borsalarına yatırım yapabilme imkanı sağlayan TEB BRIC Fonu gibi farklı temalardaki fonlara ilgide de artış bekliyoruz.

Alp KELER / Fortis Portföy Genel Müdürü
“Anapara garantili fonlar kazandıracak”
Son dönemde özellikle korumalı fonlara ilgi fazla. Buna yatırımcıların farklı alternatiflere yönelme ve getirilerini artırma isteğinin sebep olduğunu düşünüyoruz. Bu yılın ilk altı ayında en fazla A tipi fonlar kazandırdı. Farklı alternatifler sunan yatırım fonları hem likit hem de güvenilir bir yatırım aracı. Önümüzdeki dönemde, farklı yatırım imkanları sunan korumalı-garantili fonlara yatırımın artacağını düşünüyorum.

Faizlerin düşüş trendine girmesiyle birlikte yatırımcılar farklı alternatiflere yöneldi. Korumalı fonlar, özellikle anapara koruması sağlarken aynı zamanda getiri potansiyelini çok yukarıda tutuyor. Bu nedenle bu fonlara paranın tamamını değil ama belli bir miktarını yatırmakta fayda var. A tipi fonlara ilginin de artacağını öngörüyorum. Ancak yatırımcıların bir sepet mantığıyla değişik fonlara yatırım yapmasını doğru buluyorum.

Tülin TORA GÖĞÜŞ / Finans Portföy Portföy Yöneticisi
“Borsa yatırım fonları öne çıkacak”
2010, piyasa koşulları nedeniyle fon pazarında yükseliş trendinin sürdüğü bir yıl oldu. İlk altı ayda fon pazarı 30.3 milyar TL’ye ulaştı. Bu dönemde B tipi fonlarda herhangi bir büyüme görülmedi.H hisse senedi piyasasının iyi performansı ise A tipi fon büyüklüğünü yüzde 12 artırdı.

Yatırım fonları pazarında dikkat çeken bir diğer unsur da korumalı ürünlere ilginin artması. Korumalı fonlar, 2009 yılında düşen faiz ortamından memnun olmayarak daha yüksek getiri hedefleyen ama anaparalarını riske etmek istemeyen yatırımcıların tercih ettiği bir ürün oldu. Bu fonların pazardaki payı, 2010’nun ilk altı ayında 1.2 milyar TL oldu.

Faizlerin düşük kalmaya devam etmesi, yatırımcıların nispeten yüksek getiri elde etmek adına yatırım fonları gibi alternatif ürünlere yönelmesine neden oluyor. Bu anlamda hisse senedi taşıyan ve göreceli olarak yüksek risk kategorisinde bulunan yatırım fonlarının ön plana çıkacağı görüşündeyiz. Aynı zamanda borsa yatırım fonlarına da talebin artacağını düşünüyoruz.

Gökhan ŞEN / Ata Portföy Portföy Yöneticisi
“Riskli varlıklara ilgi sürecek”
Yatırım fonlarına ilginin arttığını söylemek mümkün. Ancak bu trendi dünyadaki durumla beraber ele almak daha doğru olur. Altın başta olmak üzere emtialarda uzmanlaşmış fonlarda iyi getiriler sağlandı. Düşen faiz ortamından hem sabit getirililerin hem de hisse senetlerinin faydalandığını söylemek mümkün. Yurtiçinde ise sert yükselişlerden faydalanan A tipi fonlar getiri açısından ön plana çıktı.

Küresel trendleri yakından izleyen iç piyasa, burada da trende ayak uyduracaktır. Yatırımcıların buna bağlı olarak yatırımlarını bireyselden kurumsala kaydıracağını tahmin diyoruz. Faizlerdeki tek haneli seyir de bu görüşümüzü destekler nitelikte. Dünya genelinde kabul gören baz senaryonun gerçekleşmesi halinde içeride faiz marjı iyice daralmış olacak. Düşük faiz ortamının güçsüz enflasyonla birleşmesi halinde riskli varlıklara ilgi canlı kalacak. Riskli varlıkların gelişen piyasalar, emtia spekülasyonu, bonolar ve bazı para birimlerinden oluştuğunu söylemek mümkün. Artık dünyadaki birçok fona da Türkiye’den elektronik platformlar aracılığıyla ulaşmak mümkün. Unutulmaması gereken, az riskli diye seçilen fonların da zarar edebileceği ya da yüksek riskli olarak tanımlanabilecek tercihlerin bazen zor zamanlarda bile sizi koruyabileceğidir.

KAYNAK : FİNANS.MYNET.COM

Aşağıdaki Konular da İlginizi Çekebilir:

Bir Cevap Yazın

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>